Sibel ve Konuşan Ağaç

Meraklı kız Sibel, köyün yanındaki çınar ağacı Yaprakbey’in yardım çağrısını duyunca, onu kurtarmak için yola çıkar. Bilge Keçi’nin rehberliğiyle, Gümüş Pınar’ın suyunu, Ateş Çiçeği’nin tohumunu ve saf yüreğinden gelen umudu toplaması gerektiğini öğrenir. Dostları Pofuduk ve Zeren ile birlikte Kaya Devleri’ni şarkıyla yatıştırır, fedakarlık yaparak Ateş Çiçeği’ni alır. Döndüğünde, topladığı malzemelerle Kara Mantar’ı yok eder ve Yaprakbey’i iyileştirir. Ormanın kurtuluşuyla Sibel, doğanın sesini dinlemenin ve ona sevgiyle yaklaşmanın önemini öğrenir.

Sibel ve Konuşan Ağaç

Bir zamanlar, yemyeşil bir vadinin ortasında küçük bir köy vardı. Bu köyde, Sibel adında meraklı ve cesur bir kız yaşardı. Sibel, her sabah güneş doğmadan uyanır, ormandaki kuşların şarkılarını dinler ve çiçeklerin arasında koşardı. En sevdiği şey, köyün kenarındaki dev çınar ağacının altında oturup hayaller kurmaktı. Ancak bir gün, bu ağaç ona tuhaf bir şekilde seslendi…

O sabah, Sibel çınarın gölgesinde resim yaparken, yaprakların hışırtısı arasından yumuşak bir fısıltı duydu: “Sibel… Yardımına ihtiyacım var.” Korkuyla başını kaldırdığında, çınar ağacının gövdesinde beliren bir yüz gördü! Gözleri ışıl ışıl parlıyor, dalları ise hüzünle sarkıyordu. “B-Benimle konuşuyor musun?” diye kekeledi Sibel. Ağaç, “Evet,” diye yanıtladı. “Adım Yaprakbey. Köklerimdeki Kara Mantar yüzünden hastayım. Eğer onu durduramazsan, tüm etkilenecek…”

Birinci Macera: Bilge Keçi ile Tanışma
Sibel, hemen köye koşup annesine anlattı. Annesi, “Bu işi ancak Bilge Keçi Toprak çözebilir,” dedi. Bilge Keçi, dağların zirvesinde yaşayan, bin yıllık bitkilerin sırrını bilen biriydi. Sibel, azığına birkaç kurabiye ve su şişesi ıp yola çıktı. Yolda, minik bir ona eşlik etmek istedi. Tavşan, “Ben Pofuduk,” dedi. “Yaprakbey’i kurtarmak için seninle gelmeliyim!”

İkili, dik yamaçları tırmanırken bir dere kenarında mola verdiler. Tam su içerken, bir ses duydular: “Dikkat! Ayaklarınızın altındaki taşlar kaygan!” Sesin sahibi, turuncu tüyleri olan bir tilkiydi. Adı Zeren‘di. Zeren, “Ben de size yardım edebilirim. Yıllar önce Yaprakbey, yavrularımı bir kurt sürüsünden korumuştu,” dedi.

İkinci Durak: Bilge Keçi’nin Sırrı
Dağın tepesine vardıklarında, Bilge Keçi Toprak onları bekliyordu. Sakalları kar gibi beyaz, gözleri derin bir bilgelikle parlıyordu. “Kara Mantar’ı yenmek için üç şey gerekiyor,” diye açıkladı. Gümüş Pınar’ın suyuAteş Çiçeği’nin tohumu ve bir çocuğun saf yüreğinden gelen umut.”

Sibel, “Gümüş Pınar nerede?” diye sordu. Bilge Keçi, “Ormanın batısında, sisler arasında… Ama oraya giden yolda Kaya Devleri var. Sesi duyduklarında taşa dönüşmemek için şarkı söylemelisiniz,” dedi.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Işık Ağacı ve Gizemli Vadi

Üçüncü Sınav: Kaya Devleri ve Sisli Vadi
Ertesi sabah, Sibel, Pofuduk ve Zeren, sislerle kaplı bir vadiye girdi. Her adımda, kayaların gürültüsü yaklaşıyordu. Aniden, devasa taş parçaları canlanıp onlara doğru yuvarlanmaya başladı! Sibel, Bilge Keçi’nin sözlerini hatırladı ve yüksek sesle şarkı söylemeye başladı:

“Taşlar sert, rüzgar yumuşak,
Korkunun sesini susturacak,
Ormanın kalbi atana dek,
Şarkımız size barış getirecek!”

Kaya Devleri, şarkıyı duyunca yavaşladı ve etraflarında dans etmeye başladı! Sibel’in sesi, onları yatıştırmıştı. Sonunda, Gümüş Pınar‘a ulaştılar. Pınarın suyu, ay ışığı gibi parlıyordu. Sibel, şişesini doldurdu.

Dördüncü Engel: Ateş Çiçeği’nin Zorluğu
Sıradaki hedef, Ateş Çiçeği‘ydi. Bilge Keçi, “Bu çiçek, yanardağın eteğinde büyür. Ama onu almak için bir fedakarlık yapmalısın,” demişti. Yanardağa vardıklarında, çiçeğin etrafında alevler dans ediyordu. Sibel, yanına yaklaştığında, çiçek konuştu: “Beni almak için en sevdiğin eşyayı bırakmalısın.”

Sibel, cebinden annesinin hediye ettiği altın renkli bir tokayı çıkardı. Gözleri doldu ama tokayı alevlerin içine attı. Ateş Çiçeği, “Fedakarlığın, gerçek cesareti gösterir,” diyerek tohumunu verdi.

Son Mücadele: Kara Mantar’la Yüzleşme
Köye döndüklerinde, Yaprakbey’in durumu kötüleşmişti. Kökleri kararmış, yapraklarını döküyordu. Sibel, Gümüş Pınar’ın suyunu köklerine döktü, Ateş Çiçeği’nin tohumunu toprağa ekti ve ellerini gövdeye yerleştirdi. “Lütfen iyileş,” diye fısıldadı. Tam o anda, tohum filizlendi ve altın ışıklar saçarak Kara Mantar’ı yok etti! Yaprakbey’in yaprakları yeniden yeşillendi, çiçekler açtı.

Mutlu Son ve Dostluk Yemini
Yaprakbey, “Teşekkür ederim Sibel. Senin sayende orman kurtuldu,” dedi. Pofuduk ve Zeren, sevinçle zıpladı. O gece, tüm hayvanlar ve köylüler Yaprakbey’in altında toplandı. Sibel, “Artık biliyorum,” dedi. “Doğa, bizimle konuşur. Sadece dinlemeyi bilmeliyiz.”

Yaprakbey, Sibel’e minnettarlığını göstermek için dallarından birinden küçük bir meşe palamudu verdi. “Bunu dikersen, seninle konuşacak yeni bir dostun olur,” dedi.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Yarış Pilotunun Rüyası

Hikâyenin Uykuya Çağrısı:
“Şimdi gözlerini kapat ve Yaprakbey’in fısıltısını dinle. Belki rüyalarında, Sibel ve Pofuduk’la sisli vadide koşarsın… Unutma, doğa her zaman seni duyar. Tatlı rüyalar, küçük kâşif…”

Evet çocuklar, masalımız burada bitiyor. Siz de Kısa Masallar kategorisinde bir masal yazıp bize gönderebilirsiniz. Göndereceğiniz masallar sayesinde binlerce çocuk masal okuyarak uykuya dalacak. 

Sibel ve Konusan Agac 2

Masal Abisi

Masal Abisi Olarak Değerli Okuyucularımıza Özgün ve Kaliteli Masallar Okuyoruz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu