Yıldız Göllü Orman’ın Sırrı
Küçük tavşan Lila, annesinin uyarısına rağmen çiçek tarlasının ötesine geçerek parlayan mavi çiçekleri takip eder. Çiçekler onu gizemli bir yola götürür ve bilge baykuş, Yıldız Gölü’nün ışığının söndüğünü, ona yardım etmesi gerektiğini söyler. Yol boyunca konuşan kirpi ve neşeli sincap gibi dostlar edinerek tehlikeleri aşar ve Gümüş Dağ’daki bilmeceyi çözer. Yıldızları çalan kara bulutu yenmek için fenerinin içindeki Kristal Kalp’i kullanır ve göl tekrar ışıldar. Eve döndüğünde annesine söz verir: Bir daha çiçek tarlasının ötesine geçmeyecek… en azından gündüz vakti!

Yıldız Göllü Orman‘ın Sırrı
Sakin bir akşamüstü, Mor Taç Ormanı‘nda yaşayan küçük tavşan Lila, penceresinden dışarı bakıyordu. Güneş, ağaçların arasından usulca kaybolurken, gökyüzü turuncu ve pembenin en güzel tonlarına bürünmüştü. Annesi ona seslendi:
“Lila, yatmadan önce son kez bahçede oynayabilirsin, ama sakın çiçek tarlasının ötesine geçme!”
Lila, kulaklarını heyecanla dikerek dışarı fırladı. Bahçedeki papatyaların arasında zıplarken, birden… bir şey dikkatini çekti. Çitlerin arkasında, hiç görmediği parlak mavi çiçekler vardı! Merakına yenik düşen Lila, annesinin uyarısını unutup çiçeklerin olduğu yere doğru koştu.
Çiçekler, sanki yıldızlardan yapılmış gibi parlıyordu. Lila, burnunu bir tanesine değdirdiğinde, çiçekler aniden bir yol oluşturup ormanın derinliklerine doğru uzandı! Küçük tavşan, kalbi küt küt atarak bu gizemli yolu takip etmeye başladı.
Gizemli Yol ve Bilge Baykuş
Yol onu dev mantarların, ışıldayan yosunların ve şarkı söyleyen ağaçların arasından geçirdi. Derken, önüne dev bir çınar ağacı çıktı. Ağacın dallarında tüyleri gümüş renginde olan yaşlı bir baykuş oturuyordu. Baykuş, gözlerini yavaşça açıp konuştu:
“Mor Taç Ormanı’na hoş geldin, küçük tavşan. Seni bekliyordum.”
Lila şaşkınlıkla, “Beni mi? Ama ben sadece çiçekleri takip ettim…” dedi.
Baykuş kanatlarını hışırdatıp gülümsedi:
“O çiçekler, Yıldız Göllü Orman‘ın kapısını açan anahtarlar. Ancak son zamanlarda göldeki yıldızlar soluyor. Bunun nedenini bulmamıza yardım eder misin?”
Lila, cesaretini toplayıp başını salladı. Baykuş, ona üzerinde ay ve yıldız işlemeli küçük bir fener verdi:
“Bu Işık Feneri seni yönlendirecek. Yolculuğun boyunca karşına çıkan her canlıya üç kez gülümse. Unutma, gerçek cesaret korkusuzluk değil, korkuna rağmen ilerlemektir.”
Gölge Vadisi ve Konuşan Kirpi
Lila, fenerin ışığıyla ilerlerken, etraf giderek karardı. Ağaçların gölgeleri uzuyor, rüzgar tuhaf melodiler mırıldanıyordu. Birden, bir çalının arkasından minik bir kirpi belirdi. Kirpi, sırtındaki dikenlerle Lila’yı görünce korkup top haline geldi.
“Merhaba! Ben sana zarar vermeyeceğim,” dedi Lila, baykuşun dediği gibi üç kez gülümseyerek.
Kirpi yavaşça açılıp, “Benim adım Pırpır. Bu vadideki gölgeler her gece büyüyor. Sanırım Yıldız Gölü’nün ışığı azalınca, kötü ruhlar cesaret buluyor,” diye anlattı. Sonra sırtındaki dikenlerden birini kırıp Lila’ya uzattı:
“Bunu al. Gümüş Dağ‘a giderken yolu kaybedersen, diken sana yön göstersin.”
Şelale ve Neşeli Sincap
Yolculuk devam ederken, Lila’nın önüne coşkuyla akan bir şelale çıktı. Şelalenin üzerinden geçmek imkansızdı, ta ki bir sincap elinde cevizle belirene kadar! Sincap, Lila’ya doğru zıplayıp, “Merhaba! Ben Fındık! Yıldız Gölü’ne gitmek istiyorsan, şelalenin arkasındaki mağaradan geçmelisin. Ama dikkat et, kayalar kaygandır!” dedi.
Lila, teşekkür edip mağaraya girdiğinde, fenerin ışığı duvarlardaki resimleri aydınlattı: Gökyüzünden inen yıldızlar, gölde dans ediyordu. Ancak resimlerin bir kısmı kararmıştı. Sanki birisi yıldızları çalıyordu!
Gümüş Dağ’ın Bilmecesi
Mağaradan çıktığında, Lila kendini Gümüş Dağ‘ın eteklerinde buldu. Dağın zirvesinde parıldayan bir ışık vardı. Ancak tırmanış zordu. Tam pes edecekken, Pırpır’ın verdiği diken elinde ışıldadı ve bir patika belirdi. Zirveye ulaştığında, karşısında kristalden bir kapı gördü. Kapının üzerinde şu yazıyordu:
“Gündüzü gece yapan, geceyi gündüz eden nedir?”
Lila düşündü… Sonra aklına geldi:
“Gözler!” diye bağırdı. “Gözlerini kapatınca gece, açınca gündüz olur!”
Kapı çınlayarak açıldı ve içeride Yıldız Gölü belirdi. Ancak göl neredeyse kararmıştı. Sadece birkaç yıldız suyun üzerinde titriyordu.
Yıldızların Sırrı ve Kristal Kalp
Lila, göle yaklaştığında suyun içinden yükselen bir ses duydu:
“Küçük tavşan… Yıldızları çalan kara bulut beni ele geçirdi. Onu durdurmak için Kristal Kalp‘i bulmalısın.”
Lila, “Ama Kristal Kalp nerede?” diye sordu.
Ses, “Onu zaten taşıyorsun,” diye fısıldadı.
O anda Lila, baykuşun verdiği fenerin içinde parlayan bir kalp şekli gördü. Feneri göle doğru tuttuğunda, sudaki yıldızlar yeniden parlamaya başladı! Kara bulut çığlık atarak dağıldı ve gökyüzüne binlerce yıldız saçıldı.
Ev ve Sonsuz Işık
Lila, koşa koşa eve döndüğünde annesi onu kapıda bekliyordu:
“Neredeydin? Çok merak ettim!”
Lila, başından geçenleri anlattı. Annesi gülümseyerek, “Demek cesur kızım ormanın sırrını çözdü,” dedi.
O gece, Lila penceresinden baktığında Yıldız Gölü’nün ışıltılarını görebiliyordu. Artık biliyordu ki, gerçek kahramanlık büyük şeyler yapmak değil, küçük kalbiyle doğruyu aramaktı.
Ve o günden sonra…
Mor Taç Ormanı’nda her gece yıldızlar biraz daha parladı. Lila ise annesine söz verdi: Bir daha asla çiçek tarlasının ötesine geçmeyecekti… En azından gündüz vakti!
Son Not: Bu hikaye, merakın ödüllendirildiği, dostluğun gücünün ve içimizdeki ışığın öneminin küçük bir metaforu. Uyku vakti için tasarlanmış yumuşak bir macera.
Evet çocuklar, masalımız burada bitiyor. Siz de 6 Yaş Masalları kategorisinde bir masal yazıp bize gönderebilirsiniz. Göndereceğiniz masallar sayesinde binlerce çocuk masal okuyarak uykuya dalacak.
