Deniz Yıldızı Koyu’nun Sırrı
Genç yunus Luna, denizaltı krallığında keşif yapmayı seven cesur bir maceraperesttir. Bir gün, eski kabartmalar taşıyan sihirli bir deniz kabuğu bulur ve Kara Gölge tehlikesinin yeniden ortaya çıkabileceğini öğrenir. Bilge Kaplumbağa Tuba ve utangaç ahtapot Puli ile birlikte, Işık İncisi’ni korumak için zorlu bir yolculuğa çıkar. Yolda Yalancı Balıklar ve Kum Kraliçesi'nin bilmecesi gibi birçok engelle karşılaşır ama cesareti ve dostları sayesinde başarılı olur. Sonunda inciyi alarak Kara Gölge’yi yenip okyanusa barışı getirir.

Deniz Yıldızı Koyu’nun Sırrı
Derin mavi suların altında, mercanlarla bezenmiş bir krallık vardı: Işık Bahçeleri. Burada denizanası fener gibi parlarken, renkli balıklar dans eder, dev kaplumbağalar bilgece hikâyeler anlatırdı. Fakat bu krallığın en özel sakinlerinden biri, genç bir yunus olan Luna idi. Luna, gümüş pullarıyla ışıldayan, meraklı ve cesur bir yavruydu. En sevdiği şey, annesiyle birlikte keşfedilmemiş mağaralara dalıp, kayıp hazinelerin izini sürmekti.
Bir akşamüstü, Luna, Kraliçe Denizanası‘nın sarayından dönerken, kumsalda parlayan bir nesne gördü. Yaklaştığında, üzerinde eski kabartmalar olan bir deniz kabuğu buldu. Kabuğu kulağına tuttuğunda, içinden tiz bir ses yükseldi:
“Deniz Yıldızı Koyu’na git… Sular kararıyor… Tek umut senin cesaretin.”
Luna’nın yüreği hızla çarptı. Hemen annesine koştu ve kabuğu gösterdi. Annesi endişeyle, “Bu kabuk, Büyük Mercan Meclisi‘nden bir uyarı. Yıllar önce, Kara Gölge adlı bir canavar okyanusu ele geçirmeye çalışmıştı. Onu durduran, Deniz Yıldızı Koyu’ndaki Işık İncisi‘ydi. Ama incinin gücü azalıyorsa, Kara Gölge geri dönebilir…” dedi.
Yolculuk Başlıyor
Luna, hiç tereddüt etmedi: “Ben gideceğim! Işık İncisi’ni bulup onu korumalıyız!”
Annesi, Luna’nın alnına bir öpücük kondurdu: “Yalnız gitme. Yoldaşlar bul. Unutma, okyanusun en güçlü silahı dostluktur.”
Ertesi sabah, Luna, sırt çantasına deniz yosunundan krakerler doldurup yola koyuldu. İlk durağı, Bilge Kaplumbağa Tuba‘nın yaşadığı Derin Çukur‘dü. Tuba, yüzyılların bilgisini taşıyan, yeşil kabuğu yosunlarla kaplı bir devdi. Luna, onu mercanların arasında uyurken buldu.
“Tuba! Yardımına ihtiyacım var!” diye seslendi.
Tuba gözlerini açıp derin bir nefes aldı: “Ah, genç Luna… Kara Gölge’nin dönüşünü hissediyorum. Deniz Yıldızı Koyu’na giden yolu biliyorum, ama yol tehlikeli. Kırmızı Yosun Ormanı‘ndan geçmelisin. Orada seni kandırmaya çalışan Yalancı Balıklar olacak. Asla peşlerinden gitme!”
Yalancı Balıklar ve Sihirli Şarkı
Luna, Tuba’nın tarif ettiği yöne yüzdü. Kırmızı yosunlar, devasa bir labirent gibiydi. Aniden, mor ışıklar saçan küçük balıklar belirdi. Şarkı söylüyorlardı:
“Buraya gel, oyun oynayalım,
Hazineleri paylaşalım!”
Luna’nın aklına annesinin sözleri geldi: “Yalancı Balıklar şarkılarıyla seni çelmeye çalışır. Onlara inanma!”
Luna, kulaklarını kapatıp hızla yüzmeye devam etti. Balıklar sinirle çığlık attı: “Kimse bizim şarkımıza direnemez!”
Ama Luna, Tuba’nın öğüdünü dinleyip yosunların arasından sıyrıldı.
Utangaç Ahtapot ve Gizli Geçit
Yosun ormanını geçtikten sonra, Luna karanlık bir mağaraya vardı. İçeriden hıçkırık sesleri geliyordu. Mağarada, sakalları dolaşmış minik bir ahtapot oturuyordu. Adı Puli‘ydi ve utangaçlığından dolayı hep saklanıyordu.
“Merhaba,” dedi Luna nazikçe.
Puli irkildi: “B-Benimle dalga mı geçeceksin? Herkes bana ‘garip’ diyor…”
Luna gülümsedi: “Hayır! Senden yardım istiyorum. Deniz Yıldızı Koyu’na giden yolu biliyor musun?”
Puli’nin gözleri parladı: “Evet! Ama… oraya giden geçidi açmak için üç yıldız kabuğu gerekiyor. Onları Kum Kraliçesi‘nin sarayında bulabilirsin.”
Kum Kraliçesi’nin Sınavı
Kum Kraliçesi, okyanusun en güçlü büyücüsüydü. Sarayı, kumdan kulelerle doluydu. Luna ve Puli, kapıda duran dev bir yengeçle karşılaştı. Yengeç, kıskaçlarını şaklatarak sordu:
“Kraliçeye neden geldiniz?”
Luna cesaretini topladı: “Yıldız kabukları lazım. Kara Gölge’yi durdurmamız gerekiyor!”
Yengeç içeri girip Kraliçe’ye haber verdi. Bir süre sonra, kum bulutları arasından uzun boylu, altın tacıyla Kraliçe belirdi:
“Yıldız kabuklarını vereceğim, ama önce bir bilmece çözmelisin:
‘Beynimi kullan, kalbimi dinle,
En karanlık anında bile umutla güle.
Ben kimim?’“
Luna düşündü. Annesinin “Umudunu kaybetme” sözleri aklına geldi. Cevabı fısıldadı:
“Cesaret.”
Kraliçe gülümsedi: “Doğru! Al işte kabuklar. Ve şunu unutma: Gerçek cesaret, korkusuz olmak değil, korkuna rağmen ilerlemektir.”
Deniz Yıldızı Koyu’na Varış
Yıldız kabuklarını geçide yerleştirdiklerinde, kayalar arasından altın ışıklar yükseldi. Geçit açıldı! Luna ve Puli, berrak sulara dalıp Deniz Yıldızı Koyu’na ulaştı. Koyun ortasında, dev bir deniz yıldızının avucunda duran Işık İncisi parlıyordu. Ancak tam incisi alacakken, sular karardı. Korkunç bir gürültüyle Kara Gölge ortaya çıktı: Kocaman gözleri, keskin dişleri olan bir canavar!
“İnciyi asla alamayacaksınız!” diye kükredi.
Luna titredi ama Puli’ye baktı: “Hadi planı uygulayalım!”
Puli, mürekkep püskürtüp Kara Gölge’nin gözlerini kapattı. Luna da hızla yüzerek inciyi aldı. İnci, dokunur dokunmaz parlak bir ışık yaydı. Kara Gölge çığlık atarak uzaklaştı.
Zafer ve Barış
Işık İncisi, okyanusa yeniden huzur getirdi. Luna ve Puli, krallığa döndüğünde herkes onları alkışladı. Kraliçe Denizanası, Luna’nın alnına bir yıldız çizdi: “Artık sen de bir kahramansın. Unutma, en büyük gücümüz birlikte çalışmak.”
O gece, Işık Bahçeleri’nde büyük bir şenlik düzenlendi. Puli bile utangaçlığını yenip dans etti. Luna, annesine sarıldı: “Haklıymışsın. Tek başıma yapamazdım.”
Ve böylece, okyanus bir kez dama huzura kavuştu. Luna ile Puli, yeni maceralar için her daim hazırdı. Ama şimdi, yıldızların altında mışıl mışıl uyuyorlardı…
Uyku Vakti Sorusu:
“Sence, bir sonraki maceralarında Luna ve Puli’ye hangi deniz canlısı katılsın? Hayal et ve yarın bana anlat!”
Evet çocuklar, masalımız burada bitiyor. Siz de Uyku Zamanı Hikayeleri kategorisinde bir masal yazıp bize gönderebilirsiniz. Göndereceğiniz masallar sayesinde binlerce çocuk masal okuyarak uykuya dalacak.
