Gizemli Bahçe ve Sesini Kaybeden Kuş
Şemsiyye şehrinde, Leyla Bahçeleri altın ışıkla parıldarken, Semavi Kumru’nun şarkısı Zulmet tarafından çalınınca bahçeler soldu. Bahçenin bekçisinin kızı Nur, babasının hüznünü görüp, eski bir haritayle kayıp vaha yolculuğuna çıktı. Yolculuğunda, yaşlı deve Sâlih’in ve Bilge Çınar’ın ruhunun bilmece dolu sorularını çözerek ilerledi. Zulmet’in kalesinde Işık Mührü sayesinde gölgeleri dağıtarak, hapsolmuş Semavi Kumru’yu kurtardı. Kumru’nun şarkısı geri döndü, Şemsiyye yeniden umut ve ışıkla doldu; Nur’un cesareti efsane oldu.

Gizemli Bahçe ve Sesini Kaybeden Kuş
Derin çöllerin ötesinde, gümüş kuleleri gökyüzüne dokunan bir şehir vardı: Şemsiyye. Bu şehirde, yaprakları altın rengi bir ışıkla parlayan Leyla Bahçeleri denen bir yer bulunurdu. Ancak bir gece, bahçenin renkleri soldu, çiçekler sessizliğe gömüldü. Sebebi, gökkuşağı kanatlı Semavi Kumru‘nun sesinin Gölge Büyücüsü Zulmet tarafından çalınmasıydı. Kumrunun şarkısı olmadan, bahçe ölüyordu…
Bir Cesaret Tohumunun Doğuşu
Bahçenin bekçisinin kızı Nur (10 yaşında), babasının hüznünü görünce, bir gece eski bir harita buldu. Harita, Kayıp Vaha Sahrâ‘yı gösteriyordu. Yanına sadece bir su matarası, bir avuç hurma ve dedesinden kalma Konuşan Kumaş Parçası‘nı alıp yola koyuldu. Kumaş, ona şöyle fısıldadı: “Üç bilmeceyi çöz, üç kapıyı aş, sesi özgür kıl.”
Birinci Kapı: Kum Denizinin Sırrı
Çölde ilerlerken Nur, kumların altından çıkan Yaşlı Deve Sâlih ile karşılaştı. Sâlih, kaygan kumlarda yol almanın sırrını sordu: “Gündüz sıcağında yürüyen, geceyi bekler; ama sabrın rengi nedir?” Nur, yıldızları işaret edip, “Gece siyah, sabır ise şeffaftır; çünkü görünmez ama taşları deler,” dedi. Deve gülümsedi ve sırtına aldı.
İkinci Kapı: Taş Şehirdeki Bilge
Üç gün sonra, taştan heykellerle dolu bir harabe buldular. Heykellerden biri, Bilge Çınar‘ın ruhuydu. Bilmecesi şuydu: “En güçlü kılıç neyle kesilmez? En küçük çocuk neyi taşıyamaz?” Nur, düşünüp cevapladı: “Sevgi kılıcı öfkeyle kesilmez. Küçük bir çocuk karanlığı taşıyamaz, çünkü ışıkla kovulur.” Çınar, köklerini çekerek bir mağara açtı; içinde Işık Mührü vardı.
Son Kapı: Zulmet’in Kalesi
Kayıp Vaha’da, Zulmet’in kalesi yükseliyordu. Nur, mührü kullanarak gölgeleri dağıttı. İçeride, bir kafeste titreyen Semavi Kumru’yu gördü. Zulmet, korkunç bir sisle saldırdı, ama Nur, dedesinin kumaşını rüzgâra fırlattı. Kumaş, “Karanlık, ışığı yok edemez; sadece onun dansını seyreder,” diye haykırdı. Sis dağıldı, Zulmet küçücük bir kum tanesine dönüştü.
Şarkının Dönüşü ve Sonsuz Işık
Nur, kafesi açtı. Kumru, gökyüzüne yükselip bir şarkı mırıldandı:
“Gece ne kadar karanlık olsa da,
Her sabah güneş yeniden doğar.
Kaybolan renkler, umutla geri gelir,
Çünkü cesaret, küçük bir kalpte bile büyür.”
Şemsiyye’ye döndüklerinde, bahçe altın ışıltısına kavuşmuş, çiçekler dans ediyordu. Nur, artık her akşam bu hikâyeyi anlatarak, Şehrazad’ın yıldızlarına bir yenisi ekledi.
Son Sözler:
“Ve böylece, küçük Nur’un kalbi, karanlığı bile aydınlatan bir fener oldu. Belki bir gün siz de çölde bir deve görürseniz, onun Sâlih olup olmadığını sorun… Ama şimdi, gözlerinizi yıldızlara kapatın, çünkü rüyalarınızda Semavi Kumru’nun şarkısı duyulacak.”
Hikâye biter, ama Leyla Bahçeleri hâlâ Şemsiyye’de ışıldar…
Evet çocuklar, masalımız burada bitiyor. Siz de Binbir Gece Masalları kategorisinde bir masal yazıp bize gönderebilirsiniz. Göndereceğiniz masallar sayesinde binlerce çocuk masal okuyarak uykuya dalacak.