Kayıp Yıldızın Şarkısı

Yıldızpınar Köyü'nde yıldızlar sönmeye başlayınca, cesur Lila onları kurtarmak için yola çıkar. Beyazgölge adlı bilge bir tilki, onu Yıldız Ağacı’na götüren üç sınavdan geçirir: Cesaretle korkularını yener, merhametle yaralı bir kuşu kurtarır ve umutla ağacın şarkısını söyler. Işığın gücüyle Gümüş Kuyruklu Yıldız geri döner ve köy yeniden aydınlanır. Lila, karanlığın ancak içimizdeki ışıkla yenilebileceğini öğrenerek köyüne döner.

Kayıp Yıldızın Şarkısı

Gökkuşağı renklerinin gökyüzüne karıştığı bir akşamüstü, Yıldızpınar Köyü‘nde tuhaf bir şeyler oluyordu. Her gece parlayan yıldızlar, birer birer sönmeye başlamıştı. Köyün en meraklı çocuğu olan Lila, penceresinden ufka bakarken endişeyle mırıldandı:
“Büyükanne, yıldızlar neden ağlıyor gibi?”
Büyükannesi, ıyla ünlü Ninesu, derin bir iç çekti:
“Gökyüzünün kalbi olan Gümüş Kuyruklu Yıldız kaybolduğunda, yıldızların ışığı da azalır. Ama eğer birisi, Kadim Yıldız Ağacı‘nı bulup onun şarkısını söylerse, kuyruklu yıldız geri dönebilir.”

Lila’nın gözleri parladı. “Ben bulurum onu!” diye ıldı.
Ninesu, boynundaki kolyeyi çıkarıp ona uzattı: “Bu, Ay Işığı Kolyesi. Sana yol gösterir. Ama unutma: Gerçek ışık, yüreğinin içinde saklı.”

Ertesi sabah, Lila, çantasına birkaç kurabiye ve bir şişe böğürtlen şurubu koyarak yola çıktı. Köyün sınırındaki Gümüş ‘a girdiğinde, dallardan sarkan ışık hüzmeleri ona eşlik ediyordu. Aniden, bir çalının arkasından tiz bir ses duydu:
“Dur! Bu ormanda tek başına dolaşmak tehlikeli!”

Döndüğünde, tüyleri kar kadar beyaz bir tilki gördü: Beyazgölge.
“Beni takip et,” dedi tilki, gözleri mavi bir ateş gibi yanarak. “Yıldız Ağacı’na giden yol, Üç Sınav‘dan geçer: CesaretMerhamet ve Umut.”

İlk Sınav: Cesaretin Sesi

Beyazgölge, Lila’yı ormanın derinliklerindeki Karanlık Mağara‘ya götürdü. Mağaranın girişinde, kocaman taşlarla kapatılmış bir kapı vardı. Üzerinde şu yazılıydı:
“Cesaretin sesini bul, taşlar erisin!”

Lila, ellerini taşlara dayadı. İçeriden, korkunç homurtular geliyordu. Ama Ninesu’nun sözlerini hatırladı: “Korku, sadeleşmemiş bir dosttur.” Derin bir nefes alıp içeri doğru bağırdı:
“Beni duyuyor musun? Korkmuyorum!”

Tam o anda, taşlar eriyerek suya dönüştü. Mağaranın içinde, duvarlarda parlayan yıldız fosilleri vardı. Ortada ise, üzerinde yıldız işaretli bir kutu duruyordu. Kutuyu açtığında, içinden İlk Işık‘ın sesi yükseldi:
“Cesaret, kalbin ritmidir. Unutma bunu.”

İkinci Sınav: Merhametin Şefkati

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Nasreddin Hoca ve Kaybolan Güneş

İkinci durak, Gözyaşı Gölü‘ydü. Gölün suları, kayıp yıldızların hüznüyle bulanıklaşmıştı. Lila, kolyesini suya dokundurduğunda, bir çığlık duydu. Suda, kanadı kırık bir Yıldız Kuşu (Astropelikan) çırpınıyordu.

“Yardım et!” diye inledi kuş. “Kanadım, Göl ı’nın dikenlerine takıldı.”
Lila, suya atlamak istedi ama Beyazgölge onu durdurdu:
“Bu sular, dokunanı buz tutar. Dikkat et!”

Lila, çantasındaki böğürtlen şurubunu dökerek suya uzattı. Şurup, buzları eritti. Yıldız Kuşu’nu kurtarıp kanadını sardı. Kuş, minnettarlıkla, tüylerinden birini ona verdi:
“Bu, Merhamet Tüyü. İhtiyacın olduğunda, sana uçmayı öğretecek.”

Üçüncü Sınav: Umudun Melodisi

Son engel, Sisli Dağlar‘dı. Dağın zirvesindeki Yıldız Ağacı, görünmez bir perdenin ardındaydı. Lila, tüyü havaya fırlattı. Tüy, bir kanada dönüşerek onu zirveye taşıdı. Ama ağacın yanında, kara pelerinli bir gölge bekliyordu: Karanlığın Bestecisi.

“Bu ağacın şarkısını söylemek için, yüreğindeki tüm ışığı feda etmelisin!” diye gürledi gölge.
Lila, titreyerek kolyesini sımsıkı tuttu. Sonra, Ninesu’nun ona öğrettiği bir şarkıyı mırıldanmaya başladı:
“Yıldızlar uyur ama ışık asla,
Kalbimde saklı sonsuz bir ateş…”

Şarkı ilerledikçe, kolyesi parlamaya başladı. Karanlığın Bestecisi, ışıktan kaçarak dağıldı. Yıldız Ağacı’nın dalları açıldı ve ortaya, gümüş renginde bir arp çıktı. Lila, tellere dokunduğunda, gökyüzünde kaybolan tüm yıldızlar yeniden parladı!

Sürpriz ve Sonsuz Işık

Gümüş Kuyruklu Yıldız, gökyüzünde dans ederek köye geri döndü. Ama en güzeli, Yıldız Ağacı’nın köklerinde beliren Işık Tohumları‘ydı. Lila, tohumları köydeki herkese dağıttı. Tohumlar ekildiğinde, topraktan minik yıldız çiçekleri filizlendi.

Beyazgölge, vedalaşırken dedi ki:
“Artık biliyorsun: Karanlık, yüreğinde ışık taşıyanlardan korkar.”

O gece, Yıldızpınar Köyü’nde bir şenlik vardı. Ninesu, Lila’yı kucaklayarak fısıldadı:
“Gökyüzünü kurtaran, senin cesur kalbindi.”


ın Son Sözü:
“Hayatta bazen karanlıklar çöker, ama içimizdeki ışık asla sönmez. Cesaretle adım at, merhametle dokun ve umudun şarkısını hiç susmadan söyle!”

Evet çocuklar, masalımız burada bitiyor. Siz de Fantastik Masallar kategorisinde bir masal yazıp bize gönderebilirsiniz. Göndereceğiniz masallar sayesinde binlerce çocuk masal okuyarak uykuya dalacak.

Kayip Yildizin Sarkisi 2

Masal Abisi

Masal Abisi Olarak Değerli Okuyucularımıza Özgün ve Kaliteli Masallar Okuyoruz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu