Sihirli Tohum ve Kayıp Yağmurlar
Bu masal, doğanın dengesinin ne kadar kırılgan olduğunu ve küçük adımlarla bile büyük değişimler yaratılabileceğini vurgular. Çocuklar, Lina’nın cesaretinden, kirpi Pırıltı’nın yardımseverliğinden ve tohumun gücünden ilham alabilir. Hikaye ayrıca; çevreye saygı, iş birliği ve umudun önemini fantastik bir kurguyla sunar.

Sihirli Tohum ve Kayıp Yağmurlar
Güneş, Gümüş Dere Köyü’nün üzerine altın rengi ışıklarını saçarken, küçük Lina, penceresinden uzaklardaki Solgun Dağlar’a bakıyordu. Dağlar bir zamanlar yemyeşilken, şimdi toprak rengine bürünmüş, ağaçların yerini çatlaklar almıştı. Köyün çeşmesinden akan suyun sesi gün geçtikçe zayıflıyor, anneler çamaşır yıkamak için dereye gittiklerinde elleri boş dönüyordu. Lina, dedesinin anlattığı eski masallardaki gibi orman perilerinin neden artık görünmediğini merak ediyordu.
Bir akşam, dedesi ona soluk sarı bir defter verdi. İçi çizimlerle doluydu: Dev çınarlar, şelaleler, gökyüzüne uzanan sarmaşıklar… “Bu, doğanın dilini bilenlerin defteri,” dedi dedesi gözlerini kısarak. “Sana bir sır vereceğim: Solgun Dağlar’ın zirvesinde, Yürek Kökü adında bir ağaç vardı. Kökleri dünyanın kalbine dokunur, yaprakları yağmurları çağırırdı. Ama insanlar onu unuttu…”
Lina, ertesi sabah gizlice yola çıktı. Sırt çantasına bir fener, bir şişe su ve dedesinin defterini koydu. Patikada ilerlerken, toprak ayaklarının altında çıtırdıyor, rüzgâr kulaklarına “Geri dön!” fısıldıyordu. Ansızın, bir çalının arkasından tuhaf bir ses duydu: “Yardım et!” Küçük bir kirpi, ayağına dolanan plastik bir halkayla debeleniyordu. Lina hemen makasını çıkarıp onu kurtardı. Kirpi minnetle burun kıvırdı: “Ben Pırıltı. Yürek Kökü’nü arıyorsan, sana yol gösteririm… Ama dikkat et; dağın ruhu öfkeli.”
Üç gün boyunca yürüdüler. Dağın eteklerinde, kurumuş bir nehir yatağına vardıklarında, Pırıltı durdu: “İşte burası! Ama kökler çok derinde.” Lina, defterdeki çizimlere baktı: Bir el, toprağa tohum ekiyordu. Çantasından, annesinin verdiği ayçiçeği tohumlarını çıkardı. “Belki işe yarar,” diye mırıldandı. Tohumu ekerken, bir ışık hüzmesi toprağın altından yükseldi. Yer sarsıldı, çatlaklar kapandı ve minik bir filiz belirdi! Filiz hızla büyüdü, dalları gökyüzüne uzandı. Ama bu sıradan bir ağaç değildi; gövdesinde mavi damarlar, yapraklarında su damlacıkları vardı.
“Yürek Kökü’nün son fidanı!” diye bağırdı Pırıltı. “Ama onu korumalıyız. Bak, geldiler bile…” Ufukta, dev kepçeli makinelerin gürültüsü duyuluyordu. İnsanlar, dağda maden arıyordu. Lina, fidanın önüne atıldı: “Durun! Bu ağaç, her şeyi değiştirebilir!” Adamlar güldü: “Çekil küçük kız! Bu, gerçek dünya. Ağaçlar para getirmez.”
Tam o anda, fidanın yapraklarından bir damla su düştü. Damla yere değdiği anda, gökyüzünde gümüş bir şimşek çaktı. Yağmur bulutları toplandı, toprak titreşti. Madenciler donakaldı: Yürek Kökü’nün dalları, makineleri nazikçe sarıp kenara çekti. Yağmur, dağın çatlaklarını iyileştirmeye başladı. Lina, fidanın yanına oturduğunda, köklerinin toprağın derinliklerine nasıl ulaştığını hissetti: “O sadece bir ağaç değil… O, doğanın kalbi.”
Ertesi sabah, köy halkı dağa akın etti. Yürek Kökü’nün etrafında, çocuklar ve büyükler el ele verip yüzlerce fidan dikti. Pırıltı, arkadaşları olan sincapları ve kuşları çağırdı; herkes taşınabilir sulama sistemleri kurdu. Lina, dedesinin defterine yeni bir sayfa ekledi: “Unutma; küçük bir tohum, dünyayı yeniden doğurabilir.”
Evet çocuklar, masalımız burada bitiyor. Siz de Doğa ve Çevre Hikayeleri kategorisinde bir masal yazıp bize gönderebilirsiniz. Göndereceğiniz masallar sayesinde binlerce çocuk masal okuyarak uykuya dalacak.
